Uluslararası Para Fonu, küresel ekonomide yavaşlama riskine dikkat çekti

uluslararası para fonu, küresel ekonomide yavaşlama riskine işaret ederek sürdürülebilir büyüme için uyarılarda bulundu.

Uluslararası Para Fonu, küresel ekonomi gündeminin yeniden “büyüme mi, enflasyon mu?” ikilemine sıkıştığı bir dönemde, görünürdeki dayanıklılığın arkasında bir yavaşlama riski biriktiğine dikkat çekti. IMF Sözcüsü Julie Kozack, 17 Ekim 2025’te düzenlenen basın toplantısında, yılın ilk yarısında ekonomik büyüme seyrinin genel olarak istikrarlı kaldığını, ancak farklı bölgelerde zayıflama sinyallerinin belirginleştiğini söyledi. Aynı değerlendirmede enflasyon görünümünün “karışık” olduğunun altı çizildi: bazı ekonomilerde fiyat baskıları yeniden güçlenirken, Çin ve bazı Asya ülkelerinde daha sınırlı bir tablo öne çıkıyor. IMF yönetimi de Washington’daki IMF Dünya Bankası Yıllık Toplantıları kapsamında, küresel dengelerin bozulduğuna ve politika belirsizliklerinin kalıcı hale geldiğine işaret ederek, risklerin küresel piyasa dinamiklerine ve finansal istikrar görünümüne yansımasını yakından izlediklerini ortaya koydu.

IMF Sözcüsü Julie Kozack’tan küresel ekonomi için yavaşlama riski uyarısı

Kozack, IMF’nin değerlendirmesinde küresel ekonomi için iki yönlü bir anlatının öne çıktığını vurguladı: Bir yanda, ilk yarıda büyümenin “istikrarlı” seyri; diğer yanda, ülkeler arasında ayrışan enflasyon ve talep göstergeleriyle belirginleşen yavaşlama riski. Ona göre tabloyu zorlaştıran unsur, risklerin tek bir kanaldan gelmemesi. Jeopolitik gerilimler, ticaret politikası belirsizliği ve fiyatlama davranışlarındaki kırılmalar, aynı anda farklı ekonomilerde farklı sonuçlar üretiyor.

IMF’nin son çerçevesi, enflasyon tarafında net bir küresel eğilimden ziyade, bölgesel sürükleyicilerin öne çıktığı bir döneme işaret ediyor. Kozack, İngiltere, Avustralya ve Hindistan’da manşet enflasyonun güçlü seyrettiğini, buna karşılık Çin ve bazı Asya ekonomilerinde baskıların sınırlı kaldığını aktardı. Bu ayrışma, ekonomik politika tartışmalarını da ülke ülke farklılaştırıyor: aynı dönemde kimi merkez bankaları “geç gevşeme” eleştirisiyle karşılaşırken, kimileri talep zayıflığı nedeniyle destekleyici bir çizgi arıyor.

uluslararası para fonu, küresel ekonomide olası bir yavaşlama riskine işaret ederek ekonomik sürdürülebilirlik ve büyüme için önemli uyarılarda bulundu.

Tarifeler, enflasyon ve küresel piyasa dinamikleri IMF’nin radarında

Kozack’ın değerlendirmesinde öne çıkan başlıklardan biri, tarifelerin fiyatlara yansıma biçimi oldu. IMF’ye göre, özellikle tarifeleri uygulayan ülkelerde gümrük vergilerindeki artış bir “arz şoku” etkisi yaratabilirken, diğer ekonomilerde daha çok “talep şoku” gibi çalışarak enflasyonu aşağı çekici bir kanal oluşturabiliyor. Bu ayrım, küresel piyasa fiyatlamalarında da görülen dalgalanmaların neden tek bir parametreyle açıklanamadığını gösteriyor.

ABD özelinde Kozack, tarifelerin fiyatlara geçtiğine dair bazı kanıtlar gördüklerini ve bunun özellikle çekirdek enflasyon göstergelerinde izlenebildiğini söyledi. Bununla birlikte şirketlerin tarife maliyetinin bir kısmını üstlendiğini gözlemlediklerini belirterek, bu tamponun ABD’de enflasyon etkisini şimdilik sınırlamaya yardımcı olmuş olabileceğini dile getirdi. Bu noktada kritik soru, şirket bilançolarının bu maliyeti ne kadar süre taşıyabileceği: marjların daralması, yatırım iştahını ve istihdam kararlarını etkileyebilir mi?

Ticaret politikası kaynaklı şokların bir başka sonucu, belirsizliğin yatırım kararlarına sızması. IMF’nin vurguladığı bu çerçevede, ihracata duyarlı sektörlerde sipariş planlaması ve fiyatlama stratejileri daha kısa vadeli hale geliyor. Bu davranış değişimi, büyüme görünümündeki yumuşamayı hızlandırabilecek bir mekanizma olarak öne çıkıyor.

IMF’nin ekonomik tahminler çerçevesi ve Fed’in para politikası tartışması

IMF Başkanı Kristalina Georgieva, IMF Dünya Bankası Yıllık Toplantıları kapsamında yaptığı değerlendirmede küresel yapının “aşırı derecede dengesiz” olduğunu söyledi. Georgieva, değişim dinamiklerinin ekonomiyi daha öngörülemez hale getirdiğini, kamu borcunun rekor seviyelere yakın seyrettiğini ve orta vadeli büyüme beklentilerinin zayıf kaldığını vurguladı. Bu çerçeve, ekonomik tahminler tartışmasını yalnızca büyüme oranlarına değil, borç sürdürülebilirliği ve şoklara dayanıklılık başlıklarına da taşıyor.

Georgieva ayrıca IMF’nin Dünya Ekonomik Görünüm raporundaki patikayı hatırlatarak küresel büyümenin geçen yılki %3,3 düzeyinden bu yıl %3,2’ye, gelecek yıl %3,1’e yavaşlayacağının öngörüldüğünü aktardı. Aynı toplantıda, ticaretin büyümenin motoru olarak korunması çağrısı yapıldı ve ülkelerin mali alanlarını yeniden inşa etmesi gerektiği mesajı öne çıktı. Bu mesajın merkezinde, artan kırılganlıkların finansal istikrar üzerinde yaratabileceği baskı var.

Kozack ise ABD cephesinde para politikası tartışmasına değinerek, Fed’in bağımsızlığının önemini vurguladı ve “bağımsız ama hesap verebilir” merkez bankalarının güvenilirlik için kritik bir araç olduğunu söyledi. İşgücü piyasasında yumuşama sinyalleri gördüklerini, enflasyonun hedefe doğru ilerlediğini ancak yukarı yönlü risklerin sürdüğünü belirten Kozack, Fed’in son toplantısında politika faizini uygun şekilde düşürdüğü değerlendirmesini paylaştı. Bu yaklaşımın, veriye duyarlı bir patikada kalınması gerektiği fikrini güçlendirdiği dikkat çekti.

IMF’nin gündeminde ayrıca ABD’de bütçe anlaşmazlığı nedeniyle yaşanan federal hükümet kapanmasının etkileri de yer aldı. Kozack, sürecin başında olunduğunu ve etkinin kapanmanın süresine ve yöntemine bağlı olacağını söyleyerek, federal hükümetin tam olarak finanse edilmesini sağlayacak bir uzlaşma beklentisini dile getirdi. Bu başlık, yalnızca ABD iç talebi değil, küresel risk iştahı üzerinden uluslararası işbirliği ve politika koordinasyonu tartışmalarını da yeniden gündeme taşıyor.