Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, enflasyon baskısına rağmen politika faizini sabit tuttu

türkiye cumhuriyet merkez bankası, enflasyon baskısına rağmen politika faiz oranını sabit tutarak ekonomik istikrarı koruma kararı aldı.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, jeopolitik gerilimlerin enerji fiyatlarını yukarı ittiği ve enflasyon baskısı tartışmalarını yeniden alevlendirdiği bir dönemde, politik faiz başta olmak üzere temel oranlarda değişikliğe gitmedi. Karar, hem yurtiçinde kredi koşullarını hem de dış finansman maliyetini yakından izleyen yatırımcıların odağında yer aldı. Merkez bankası, küresel risk iştahındaki zayıflama ve petrol piyasasındaki oynaklıkla birlikte belirsizliklerin arttığını vurgularken, para politikası duruşunun fiyat istikrarı sağlanana kadar sıkı kalacağı mesajını yineledi. Piyasada “bekle gör” yaklaşımı olarak okunan bu adım, bir yandan dezenflasyon sürecine dair sinyallerin korunması, diğer yandan şoklara açık bir küresel konjonktürde ekonomik istikrar hedefinin güçlendirilmesi arayışıyla birlikte değerlendiriliyor. Kararın günlük hayattaki karşılığı ise doğrudan: mevduat getirileri, kredi fiyatlaması ve şirketlerin TL finansmana erişim koşulları, TCMB’nin çizdiği patikaya göre şekilleniyor.

TCMB faiz kararı: politika faizi ve koridor oranları değişmedi

TCMB, yılın ikinci Para Politikası Kurulu toplantısında politik faiz olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranı%37 seviyesinde sabit tuttu. Aynı toplantıda gecelik vadede borç verme oranı %40’ta, gecelik vadede borçlanma oranı ise %35,5’te korundu.

Kurulun yazılı değerlendirmesinde, jeopolitik gelişmeler nedeniyle belirsizliklerin arttığı, küresel risk iştahında bozulma görüldüğü ve enerji fiyatlarının yükseldiği vurgulandı. TCMB, bu unsurların enflasyon görünümünü bozma riskini sınırlamak için sıkı duruşu destekleyen adımların sürdürüleceğini belirtirken, fiyat istikrarı sağlanana kadar bu çizginin korunacağı mesajını öne çıkardı.

Bu karar, Ocak ayında yapılan indirimin ardından geldi. Banka, yılın ilk toplantısında politika faizini %38’den %37’ye çekmişti; Mart toplantısında ise fren yaptı. TCMB’nin iletişimindeki temel çizgi değişmedi: gelişmelerin ekonomi ve finansal piyasa üzerindeki etkileri yakından izleniyor.

türkiye cumhuriyet merkez bankası, enflasyon baskılarına rağmen politika faiz oranını sabit tutarak ekonomik istikrarı korumaya devam ediyor.

Enflasyon baskısı ve savaşın enerji fiyatları üzerinden etkisi

Kararın arka planında, ABD-İsrail ile İran arasında yaşanan savaşın küresel petrol arzı açısından kritik görülen Hürmüz Boğazı’ndaki trafiği zorlaması ve fiyat kanalıyla enflasyonist riskleri büyütmesi yer aldı. Enerji fiyatlarındaki artışın, ithalat faturası üzerinden cari dengeyi ve yurtiçi fiyatları etkilemesi, para politikasında temkinli duruşu güçlendiren başlıklardan biri oldu.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, savaşın etkisiyle artan enerji fiyatlarının 2026’da cari açığın program öngörülerinin üzerinde gerçekleşmesine yol açabileceğini söyledi. Şimşek, “makroekonomik temellerin” güçlenmesiyle bu artışın yönetilebilir görüldüğünü vurgularken, brüt dış borç stokunun GSYH’ye oranının 2025’te %32,6’ya gerilediğine dikkat çekti.

Resmi verilere göre Türkiye’nin Ocak ayı itibarıyla yıllık cari açığı 32,9 milyar dolar oldu. Bu tablo, enerji fiyatları yüksek seyrederken hem dış finansman ihtiyacını hem de kur geçişkenliği tartışmalarını canlı tutuyor. Böyle bir ortamda TCMB’nin para politikası kararları, yalnızca iç talebi değil, dış kırılganlık algısını da doğrudan etkiliyor.

Finansal piyasa tepkisi ve beklentiler: yıl sonu faiz patikasında yukarı revizyon

Karar, beklentilerle büyük ölçüde uyumlu geldi. TCMB’nin beklenti anketine katılan 38 ekonomistin 37’si politika faizinin sabit kalacağını öngörürken, Reuters anketindeki 10 ekonomistin tamamı aynı yönde tahminde bulundu. Ancak çatışmanın genişleme riski, gevşeme döngüsüne ilişkin fiyatlamaları daha ihtiyatlı hale getirdi.

Reuters’ın derlediği anketlerde yıl sonu politika faizi medyan beklentisi bir önceki çalışmadaki %28 seviyesinden %29,75’e yükseldi. TCMB anketinde ise yıl sonu için medyan beklenti %30 olarak izlendi. JPMorgan da 9 Mart tarihli değerlendirmesinde, bankanın faizi sabit tutmasını beklediğini belirtirken yıl sonu tahminini %30’dan %31’e revize etti.

Karar sonrası değerlendirmeler sosyal medyada da geniş yer buldu. Ekonomi profesörü İbrahim Turhan, maliyet kanalıyla enflasyon üzerinde yukarı yönlü, iktisadi faaliyet kanalıyla aşağı yönlü etkilerin aynı anda görülebileceğini belirtirken, finansal koşulların risk algısındaki bozulma nedeniyle zaten sıkılaştığını ifade etti. Ekonomist Hakan Kara ise metni “temkinli ve sürprizsiz” olarak nitelendirirken, mevcut çerçevenin öngörülebilirlik açısından önemine işaret etti.

Tüm bu tartışmaların ortak paydası, finansal piyasa koşullarının jeopolitik başlıklarla hızla değişebildiği bir dönemde TCMB’nin denge arayışı. Para politikasındaki küçük bir yön değişimi bile, mevduat getirilerinden kredi fiyatlamasına kadar geniş bir alanda gündelik kararları etkileyen bir kaldıraç işlevi görüyor.