Zenginlerin Çıkardığı Savaşları Elimiz Kolumuz Bağlı Seyrediyoruz

Şavaşları zenginler çıkarır fakirler ölür denir ya aslında bu ne kadar doğrudur. Biz bunu yıllardır çeşitli orta doğu ülkelerinde görüyorux ve elimiz kolumuz bağlı seyrediyoruz. Uyan ey ummet, suriyede cocuklar katlediliyor desekde aslında hepimiz uykumuza kaldığımız yerden devam ediyoruz ve sadece biraz rahatımız bozuluyor.

Zenginlerin Çıkardığı Savaşları Elimiz Kolumuz Bağlı Seyrediyoruz

Şavaşları zenginler çıkarır fakirler ölür denir ya aslında bu ne kadar doğrudur. Biz bunu yıllardır çeşitli orta doğu ülkelerinde görüyorux ve elimiz kolumuz bağlı seyrediyoruz. Uyan ey ummet, suriyede cocuklar katlediliyor desekde aslında hepimiz uykumuza kaldığımız yerden devam ediyoruz ve sadece biraz rahatımız bozuluyor.

Recep
Recep
19 Kasım 2019 Salı 22:05
Zenginlerin Çıkardığı Savaşları Elimiz Kolumuz Bağlı Seyrediyoruz

Şavaşları zenginler çıkarır fakirler ölür denir ya aslında bu ne kadar doğrudur. Biz bunu yıllardır çeşitli orta doğu ülkelerinde görüyoruz ve elimiz kolumuz bağlı seyrediyoruz. Uyan ey ummet, suriyede cocuklar katlediliyor desekde aslında hepimiz uykumuza kaldığımız yerden devam ediyoruz ve sadece biraz rahatımız bozuluyor.

Suriye ya da resmî adıyla Suriye Arap Cumhuriyeti, Ortadoğu'da Lübnan, İsrail, Ürdün, Irak ve Türkiye ile komşu bir ülkedir.Başkenti ve en büyük şehri Şam'dır.2-3 yıl önce hayatımızda olmayan “Suriyeli muhalifler, Özgür Suriye Ordusu, PYD” gibi oluşum ve kavramlar bugün Türkiye’nin hem iç hem de dış siyasetinin şekillenmesinde çok önemli bir etkendir. Arap Baharı olarak isimlendirilen süreçle birlikte 30 yıllık Hüsnü Mübarek iktidarının devrilmesi sadece Mısır’ı değil bölge halklarını da derinden etkilemişti. Bu tarihi devrim domino etkisiyle Bahreyn’i, Libya’yı, Fas’ı etkilemiş ve hatta Kaddafi’nin ölümüne bile neden olması ile başlayan süreç,Arap baharı, Arap halklarının  demokrasi ve özgürlük hareketi olarak başlayıp birçok diktatörün devrilmesiyle neticelenen ve  devam eden 21. Yüzyılın en büyük halk hareketlenmesi olarak tanımlanır. Gösteriler Suriye’de  26 Ocak 2011 de başlamış ve 15 Mart günü büyük bir halk hareketine dönüşmüştür. Göstericiler Baas rejimini devirmek amacıyla isyan çıkarmaya başlandı.Askeri darbelerle beslenen Baas partisi ülkede 1961 yılından 1971 yılına kadar ülkede yapılan askeri darbelerin başrol oyuncusudur.  Esed, demokratik görüntülü otoriter bir rejim kurdu.daha sonra yerine geçen oğlu,ise totoliter sistem anlayışını daha üst seviyelerine çıkardı.Dini anlamda ülkede hakim nüfus Sünni’ler olarak görünse de Baas rejimiyle birlikte Nusayriler ülke siyasetinin hakimi oldular. Nusayriler Baas rejiminin imkanlarını kullanarak ordu başta olmak üzere bürokraside etkili bir güç elde edildi.Suriye deki  iç savaşı tetikleyen en büyük unsurun mezhep ayrılığı olduğu birçok insan tarafından savunulmaktadır. Suriye’de nüfusun %77-83 Arap, %9-10 Kürt, % 4-5 Türkmen,%2 Ermeni,%1 Çerkez ve %1 diğer etnik gruplardan oluşmaktadır.Özellikle Baas döneminde Araplık ve Müslümanlık temelinde oluşturulmaya çalışılan ancak yeterince geliştirilemeyen Suriye ulusal kimliği, 2011 yılında başlayan protestolar dolayısıyla ciddi bir sınavdan geçti.Hafız Esed, özellikle ülke dışındaki Kürt gruplarına destek vererek ülkedeki Kürtlerin onlarla birleşmelerini engellemeye çalışmıştır. Ülkenin kuzeyinde bulunan Kürtler, Kuzey Irak ta bulunan Kürt yönetiminin de desteğiyle ülkedeki iç savaş ve karışıklıklardan yararlanarak Suriye’nin kuzeyinde özerk bir Kürt devleti kurma çabalarına girmiş,  kuzeyde birçok bölgenin kontrolünü ele geçirmiş ayrılık sesleri yükselmeye başladı.Ülkede muhaliflerin safına katılan El Kaide ve El-Nusra Cephesi gibi aşırı İslamcı grupların, rejim sonrası şeriat devleti kurma ihtimali bazı  muhalif kesimleri oldukça  rahatsız etti. ABD ve batılı güçler bu grupların muhaliflere destek olmasından rahatsızlık duymaktadır. Muhalifler ise bunu bir koz olarak kullanarak Batıya, eğer bize sizden yeterli yardım gelmezse, El-Kaide ile işbirliği yaparız gibi açıklamalar yaptı.Suriye’de yaşanan iç savaşın perde arkasında bölgedeki enerji kaynaklarını ve taşıma koridorlarını ele geçirme mücadelesinin yattığı görüşü de hakim.  Batılı devletler tarafından Ortadoğu da yaratılmış  olan İsrail, bölgedeki birçok huzursuzluğunun da baş aktörüdür.Suriye’nin, özellikle İsrail ile yaşadığı savaştan sonra İsrail’in nükleer silahlarına karşın kimyasal silahlar edinerek kendini bu tehdite karşı korumaya aldığı ileri sürüldü.komşularıyla yaşadığı sorunlar ve ülke içinde oluşan tehditler  bu ülkeyi  kimyasal silah kullanmaya itmiştir.Süper güçler, diğer ülkeleri kendi saflarına çekebilmek için her zaman bir yarış içerisinde olmuştur. ABD’nin özellikle Batılı devletleri yanına alarak dünyadaki tüm enerji kaynaklarına hakim olma,  onları istediği gibi yönetme çabası özellikle Ortadoğuda  yıllardır süregelen savaşın en büyük nedenlerinin başında gelmiştir.İşte kısaca suriyyi iç savasa sürükleyen nedenler bunlardır.

Yıllardır IŞID tarafından soykırım yapılmaya çalışılan suriye de iç savaş içler acısı bir hale gelmiştir ve izleyicilerin kan donduran görüntülerine sahip olmasına neden olmuştur.Ama hiç biri geçtiğimiz gün yapılan saldırı görüntüleri kadar içimiz yakmadı  bizi isyan ettirmedi.uriye’nin İdlip kentindeki bir yerleşim bölgesine rejim güçleri tarafından düzenlenen hava saldırısında çoğu çocuk 50'nin üzerinde kişi öldüğü ve 200'ün üstünde kişinin gazdan etkilendiği tüm haber merkezlerinde son dakika haberi olarak veriliyordu.Yaralılar için Türkiye'den 10 ambulans da sınır kapısına gitti, yaralılar Reyhanlı'ya getiriliyor.  Ölenler arasında çok sayıda çocugun olması hepimizi derinden üzdü.Suriye Ordusu'na ait savaş uçakları, İdlib'in güneyindeki Han Şeyhun beldesine klor gazıyla saldırmıştı. İdlib'in El Habit beldesine dün gece düzenlenen klor gazlı saldırıdan 20 sivil etkilenmişti.Kimyasal gaz kullanıldığı iddia edilen saldırıda yaralanan 20 kişiye sağlık ekipleri ilk müdahaleyi yaptı. Yaralılar, 112 Acil ambulanslarıyla Hatay’daki hastanelere sevk edildi.kimya alanında kullanılan zehirli maddelerle yapılan ve canlılar üzerinde öldürücü etkileri olan silah değdiği her insanın acı çekerek ölmesine neden oluyor,göz ve akciğerler gibi vücudun nemli bölgelerini tahriş eder, solunum güçlüğüne, boğazda daralmaya ve akciğer ödemine sebep olur.Kimyasal zehirlenmesi solunum zorluğu ve akciğerlerde sıvı birikimine sebep olur. Sindirim sistemini felç eden klor zehirlenmesinde ağızda yanma, boğazda şişme, mide ağrısı, kusma ve dışkıda kanama yapar. Dolaşım sistemi klor yüzünden kalıcı zarar görür. Klor zehirlenmesi temas ettiği cildi de yakar ve yara yapar. İdlib'de kullanılan klor gazından 500 kişi etkilenmişti. İşte bu kişilerde doku hasarı, yanıklar ve akciğerlerde ağır hasarlar oluştu. Klor gazı zehirlenmesinde ilk olarak suyla deri demizlenmeye çalışılır. Gaz kalıcı hasarlar verdiği için tedavisi ve hastayı yaşatma şansı imkansızdır.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.